Prevođenje "promovirati glazbu" na turskom jeziku:


  Rječnik Bosanski-Turski

Promovirati glazbu - prijevod :

Ads

  Primjeri (Vanjskih izvora, a ne komentar:)

Zaustavite glazbu.
Tadına doyamadım.
Prekini glazbu.
Müziği kesin.
Slušajte glazbu.
Müziği dinle.
Oh, slušajmo glazbu.
Hadi gösteriye bakalım.
Ne volim glazbu.
Müzikten hoşlanmam.
Prekini glazbu! Prekini!
Kesin müziği!
Pustit ću glazbu.
Dur biraz müzik çalayım.
Utišaj malo glazbu.
Müziğin sesini kısın biraz!
Poslušajmo glazbu dok čekamo.
California, Vallejo ve Santa Rosa'daki stüdyolardan. Beklerken biraz müzik dinleyebiliriz.
Možeš prekiniti tu glazbu?
Şu müziği keser misin?
Nemate ovdje civiliziranu glazbu?
Burada hiç çağdaş bir müzik yok mu?
Slusate glazbu Ziggyja Colomba.
Ziggy Colombo'nun müziğini dinliyorsunuz.
Zatvori salon za glazbu.
Müzik odasını kapat.
Cujete li ovu glazbu?
Müziği duyuyor musun?
Nećete glasno slušati glazbu?
Pikaba dikkat edin lütfen?
Sigurno, možete slušati glazbu.
Tabii, müzik olabilir.
Ne na svaku glazbu.
Yani her müzikte değil.
cujem da volis glazbu.
Anladım ki müziğe düşkünsün.
Njegov uvod u glazbu. La!
Müzikle tanışma şarkısı.
Ili glazbu uživo iz bara.
Ya da barı.
Želite li malo slušati glazbu?
Dinlemek istiyor musunuz?
Salon za glazbu je zatvoren?
Müzik odası kapalı mı?
Pojačao sam glazbu za vas.
Şey, ben... Sizin için ofisteki müziğin sesini...
Možete li ugasiti tu glazbu?
Müziği kapatmanızı rica edebilir miyim?
Beethoven je samo skladao glazbu.
Beethoven sadece müzik yaptı.
Mislis li na filmsku glazbu?
Fondaki orkestrasyonu mu kastediyorsun?
Hoću da čuješ neku novu glazbu.
Odanda bir katilin olmasını istemezsin herhalde.
Moraš imati ovu majmunsku glazbu ovdje?
Burada bu maymun müziğini dinlemek zorunda mıyız?
Slusajte glazbu. cak iz New Yorka.
Dinleyin. Ta New York'tan buraya.
Bit ću u salonu za glazbu.
Müzik odasındayım.
Nema salona za glazbu, nema fontanu.
Müzik odası yok, çeşme yok.
Pojačao sam vam glazbu u uredu.
Sizin için ofisteki müziğin sesini açtım.
SALON ZA GLAZBU prema noveli Tarashankara Bandyopadhyaya
MÜZİK ODASI
Draže mi je to raditi uz glazbu.
Genelde bunu müzikle yapmayı tercih ederim.
Predstavljamo i The Rounders i njihovu ugodnu glazbu.
Ardından Rounders ve hafif müzikleri var.
Možda ste pojačali glazbu da prigušite njene krike.
Belki de çığlıklarını bastırmak için sesi iyice açtın.
Zar ne volite slušati glazbu dok pijete pivo?
Bira içerken müzik dinlemek hoşunuza gitmez mi?
Da malo smanjimo svjetla i malo pojačamo glazbu.
Ve müziği de biraz yükseltelim.
Misliš da ću biti sposoban da ovdje pišem glazbu?
Sence burda ya da başka yerde hiç müzik yapabilecek miyim?
Ako budem još slušao tu majmunsku glazbu, ja ću...
Maymun müziğini daha fazla dinlersem...
Tu istu majmunsku glazbu svirali su u susjednom stanu.
Apartmanda bitişik evde çalıp durdukları aynı maymun müziği.
Rado bih te pozvao, ali moramo posve stišati glazbu.
İçeri davet etmek isterdim ama müziği iyice kısmamız gerekecek.
Da. Večeras svečano otvaram moj novi salon za glazbu.
Evet, bu gece müzik odamın resmi açılışı var.
Zabavite se. zašto nebi išli na ples, slušali glazbu?
Gidin eğlenin biraz. Neden gidip müzik dinleyip dans etmiyorsunuz?
Znaci da sad na glazbu reagirate isto... ... kaoi naseksinasilje.
Yani müziğe de seks ve şiddete karşı verdiğiniz tepkinin aynısını mı veriyorsunuz?