Prevođenje "hemijskih parametara" na turskom jeziku:


  Rječnik Bosanski-Turski

Hemijskih parametara - prijevod : Parametara - prijevod :

Ads

  Primjeri (Vanjskih izvora, a ne komentar:)

Između ostalog, morate osigurati poštivanje njihovih etičkih parametara.
Diğer şeylerin yanı sıra, etnik parametrelere de uyulmasını sağlamanız gerekiyor.
Četiri slatkovodne plivačke zone u zemlji također su prošle godine provjeravane na osnovu niza fizičkih, hemijskih i mikrobiološih parametara i utvrđeno je da su potpuno u skladu s oštrijim standardima kvaliteta.
Geçen yıl bir dizi fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametreye karşı kontrol edilen ülkenin dört tatlı su yüzme alanı da daha katı kalite standartlarına tam olarak uygun çıktı.
Rizik nije moguće obuhvatiti unutar nekoliko parametara, tako da je nužan sveobuhvatniji opis.
Risk, birkaç sayıyla özetlenemez dolayısıyla daha kapsamlı bir tanıma ihtiyaç vardır.
Najatraktivnije investicije izgleda da su prerada i proizvodnja poljoprivrednih proizvoda, namještaja hemijskih proizvoda za domaćinstvo i tekstila.
En cazip yatırımlar tarım ürünleri işleme ve üretimi, mobilya, kimyasal ev ürünleri ve tekstil gibi görünüyor.
Svi koji idu tamo su vrhunski stručnjaci iz fabrika aviona i radio uređaja, hemijskih postrojenja i istraživačkih laboratorija.
Çünkü oraya giden bütün adamlar çok değerli uzmanlar. Onları uçak ve radyo fabrikalarından kimya tesisleri ve araştırma laboratuarlarından alıyorlar.
Čuj, upravo polazim kući. Kupiću namirnice jaja puna hemijskih hormona... od kojih ćemo svi verovatno promeniti pol. Šta?
Dinle, eve geliyorum şimdi Kimyasal hormonlarla dolu olan... yumurtalardan alacağım bakkaldan...
Pjesma Sve je vezano za tebe ispunjava standarde eurovizijskih parametara po tome da traje tri minute bez pauza i pomoćnih vokala.
It's All About You , duraklamalar ve arka vokaller olmadan üç dakika sürmesi açısından standart Eurovision parametrelerini karşılıyor.
Iako BiH nije značajan proizvođač i potrošač narkotika, niti proizvođač hemijskih prekursora, ona sve više postaje skladište droge, uglavnom marihuane i heroina.
Önemli bir uyuşturucu üreticisi, tüketicisi veya öncü kimyasalların üreticisi olmamakla birlikte, BH de başta esrar ve eroin olmak üzere giderek bir uyuşturucu deposu haline geliyor.
Tim dokumentom predviđa se saradnja u rješavanju posljedica upotrebe hemijskih, bioloških, radioloških i nuklearnih agenasa, kao i posljedica nesreća vezanih za njih.
Belgede kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer maddelerin kullanımı veya bunların yer aldığı kazaların yol açtığı durumların idaresinde işbirliği öngörülüyor.
Od tog vremena, iz OPCW a kažu da je uništeno oko jedne trećine prijavljenih zaliha što iznosi 71.000 metričkih tona hemijskih agenasa.
O tarihten bu yana OPCW, beyan edilen stokların ki bu 71 bin metrik ton kimyasal maddeye karşılık geliyor yaklaşık üçte birinin imha edildiğini söylüyor.
Držimo oči otvorene, očuvajmo mir i sigurnost na Kosovu, rekao je Čeku u svom sedmičnom radio obraćanju. Svako kršenje ovih parametara bi bilo fatalno po nas.
Haftalık radyo konuşmasında Gözümüzü dört açalım, Kosova'da sükuneti ve güvenliği koruyalım. diyen Ceku şöyle devam etti Bu parametrelerin herhangi bir şekilde ihlali bizim için ölümcül olur.
Analitičari su pronašli i krajnje visoke vrijednosti nekih hemijskih zagađivača koji su izgledali prisutni samo u određenim oblastima i izrazili su zabrinutost zbog nivoa određenih pesticida.
Analistler ayrıca sadece bazı bölgelerde görülen kimyasalların aşırı yüksek değerlerde bulunduğunu tespit etti ve kimi pestisitlerin de endişe verici düzeyde bulunduğunu dile getirdi.
Tehnika hidrauličnog lomljenja, pri kojoj se pod visokim pritiskom ubrzigava mješavina vode, pijeska i hemijskih agenasa, pomaže da se te šupljine rastvori i da gas oslobodi.
Su, kum ve kimyasallardan oluşan bir karışımın yüksek basınç altında pompalandığı hidrolik kırma yöntemi, çatlakların açılıp doğal gazın serbest kalmasına yardımcı oluyor.
Te granate su konvencionalne vojne granate, i tu nema hemijskih elemenata, samo barut, rekao je on sat vremena nakon prve eksplozije. Još uvijek ne znam koji je uzrok.
Stoykov ilk patlamadan yaklaşık bir saat sonra yaptığı açıklamada, Söz konusu kovanlar konvansiyonel ordu kovanları olup içlerinde hiçbir kimyasal element yoktur, sadece barut vardır. diyerek şöyle devam etti Patlamanın nedenini henüz bilmiyorum.
Kvalitet zraka u Srbiji se bilježi na preko 60 lokacija, ali većina njih bilježi samo dnevni prosjek određenih parametara, čime se ne postiže tačnost u mjerenju koja postoji u EU.
Sırbistan da hava kalitesi 60 tan fazla noktada kaydediliyor, ancak bunların çoğu yalnızca belirli parametrelerin günlük ortalaması alınarak yapılıyor ve bu da AB de var olan ölçüm doğruluğunu sağlamıyor.
Albanija se danas osjeća zdravijom zbog deaktiviranja hemijskih agenasa, zahvaljujući pomoći iz vašeg programa, rekao je predsjednik Bamir Topi. On je izrazio nadu da će se taj program nastaviti i u drugim dijelovima svijeta.
Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Bugün Arnavutluk, programınızın yardımları sayesinde kimyasal maddelerin etkisiz hale getirilmesi nedeniyle kendisini daha sağlıklı hissetmektedir. dedi.
Pilot program trajat će 36 mjeseci, to jest do sredine 2014, uz cilj utvrđivanja najmanje pet parametara za bio otpad koji će se koristiti kod osmišljavanja budućih pogona za biološki tretman u Atini i širom Grčke.
Pilot program, Atina'da ve Yunanistan genelinde kurulacak biyolojik arıtma tesislerinin tasarımında kullanılacak en az beş biyolojik atık parametresini tespit etmek amacıyla 36 ay süreyle, bir başka deyişle 2014 ortasına kadar devam edecek.
Korupcija na visokom nivou je još jedna od slabih tačaka obje vlade su toga svjesne, izjavio je povjerenik EU za pravosuđe Franco Frattini po objavljivanju izvještaja EK o napretku ovih dvaju zemalja u ispunjavanju posebnih parametara uspostavljenih prije njihovog pristupanja Uniji početkom godine.
AB'nin Adalet Komiseri Franco Frattini, AK'nin iki ülkenin yıl başında Birliğe üye olmaları öncesinde belirlenen belli kriterleri karşılamada kaydettiği ilerlemeyle ilgili raporlarını yayınladığı sırada yaptığı açıklamada, Üst düzey yolsuzluk hala zayıf noktalardan biri ve her iki hükümet de bunun farkında. dedi.
Aktuelni izazov je potpuna provedba odobrenih reformi i održavanje stroge kontrole nad izdacima, kako bi se osiguralo pridržavanje budžetskih parametara, izjavio je prvi zamjenik upravnog direktora John Lipsky nakon sastanka izvršnog odbora MMF a. (Mediafax, Agerpres, Bloomberg, Dow Jones 07 01 11)
Mevcut güçlük, bütçe parametrelerine uyulmasını sağlamak için onaylanan reformların tam olarak uygulanması ve harcamalar üzerinde sıkı bir denetim uygulanmasıdır. dedi. (Mediafax, Agerpres, Bloomberg, Dow Jones 07 01 11)